Bardaktan boşalırcasına yağmur yağarken...

Kendimi sokağa atıp yağmur damlalarına gözyaşımı gizlediğimi Kimse bilmesin diye içimde ki özlem yangınını, hasret sancısıyla çarpışıp çıkardığı sesleri... Kimse duymasın diye Gök gürültüsüne kaçtığımı. Yağmura karısan gözyaşlarımın, toprağa süzülüp gülümün yanağına bir öpücük gibi konduğunu...

Hasretimin gürültüsü gökyüzünde umarsızca dolaşırken, tesadüf ya gülümün gözlerine değmesini. Kimse bilmesin, kimse duymasın diye Gökten damla damla yağan kar tanelerinin, "Yitirdiğimiz meleklermiş" rivayetine inanıp...

Ben beni sokağa atıp üzerine basarken kanadığım Saçlarıma, paltoma, atkıma toplansın diye kar tanecikleri dona dona saatlerce üzerimde taşıdığım kar taneleriyle yandım. Üzerime toplanan kar taneciklerinin içlerinde belki sende varsın diye umutlanıp...

Seni eve erimeden yetiştirebilmek için, bir hırsızmış gibi sokağımdan eve kaçtığımı Ama her defasında kar tanelerinin gözlerimin önünde su damlası olup erittiği hayallerimi, Kimse bilmesin diye, kimse duymasın diye içime kanadım ve son umudum olan güneşi bekledim. Bütün perdeleri, bütün pencereleri belki güneşle geleceksin diye sonuna kadar açtım.

Ne güneş ne sen hiçbiriniz...

Damlamadı güneş ışığı penceremden içeri ve karanlık olunca her şey Umut güneşi hayallerimi eriterek indi gökyüzünden. Ellerimde bana kalan, kiminin küçük bir mum ışığında aydınlattığı, Benimse onca ışık demetine rağmen bir türlü aydınlatamadığım hep siyah kalan acı yüklü geceler…

Kimse bilmesin, kimse duymasın diye, Belki aydınlatabilir umuduyla ateş-böcekleri aradım geceme o kadar karanlıktı ki, o kadar görünmezdi ki herşey,göremedim ateş-böceklerinin ışıklarını...

Kimse bilmesin, kimse duymasın diye tükenen hayallerimi... Rüyalarıma taşıdım seni Kimse bilmesin, kimse duymasın diye.

Bu hayatta olmayışını, rüyalarıma sakladım seni.

Yitirdiğim sesini duyacağım diye, kaybettiğim gözlerini bulacağım diye, Toprağa saklamadığım günkü gibi kalacaksın diye.

İçinde sen olan rüyalarımda nefes alıp, uyandığımda nefesimi tutarak yaşadığım hayata meydan okudum. Kimse bilmesin, kimse duymasın diye.

Tekrar rüyalarımda, kardeşim olduğunu,uyuduğumu kimselere anlatmadım.

Sana benzettiğim insanlara sarılıp öpmek için kendimi zor tuttuğumu Adının harflerini kalbime gözyaşlarımla ince ince kazıdığımı Kimse bilmesin diye, Kalbi kapalı gezdim.

Kimse duymasın diye duygusallığımı.

Hiçbir gözyaşımı, boşuna harcamadım. Dahası birtanem Senin yasamaktan korkup kaçtığın "ölüm acısını" Sen bilmeyesin diye, sen duymayasın diye Ben hep içimde kanayarak yasadım.


Ölümü şimdiki gibi tanısaydım,seni toprağa gömmelerine asla izin vermezdim...





This entry was posted on 11:35 and is filed under , , , , . You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

5 köpüklü ne demiş:

    gribulut dedi ki...

    çok hoş bir yazı :)

  1. ... on 22 Ocak 2009 13:49  
  2. Siminya dedi ki...

    ya bişey söyleyim mi bence tanıdığım, gördüğüm en güzel blog teması bu, bayıldım, içimi okşadı müzik bile temaya uymuş, yazı fontu renkler ahh süper,

  3. ... on 22 Ocak 2009 14:28  
  4. Curly dedi ki...

    :))) Canımsın siminya bende senin bloguna yazılarına herbişeyine hastayım :)) senden böyle bir yorum duymak gerçekten çok güzel :)

  5. ... on 22 Ocak 2009 16:01  
  6. umidim dedi ki...

    Çok laf edip boğmamak gerek; sadece yüreğinize, ilhamınıza sağlık demek gerek.

    Kolaylıklar

    srbstnsrlr

  7. ... on 22 Ocak 2009 16:54  
  8. Batuhan Doğu Alkaya dedi ki...

    resimler herşeyi açıklıyor..
    kaç yıl var bu hayale dersiniz ?

  9. ... on 24 Ocak 2009 12:10